Hoşgeldiniz

Ana Sayfa Profilim Arşiv Mutluperi2000

Hakkımda

Bloguma hoşgeldiniz. Burada aradığınız herşeyi bulabilirsiniz. Yorum yazmayı unutmayın. Benim adım Dilannur. 11 Mart, 2000 yılında doğdum. Blog yapmayı çok seviyorum. Lütfen istek isteyin. İstediğiniz herşeyi yapıyorum. Blogunuzu da düzenleyebilirim. İyi eğlenceler. Her sayfayı dolaşın. Ziyaretiniz için teşekkürler...


Kategorilerim



Yazılarım

MERHABA
DOLLZ HİKAYELERİM
AVATARLAR
AVRİL LAVİGNE AVATARLARI
TEMSİLİ KIZLAR
TWİLİGHT421'İN İSTEKLERİ
İSTEK ALIYORUM
AVATARLAR
MELİS HANIM
MISIR ASTROLOJİSİ
BURCUNUZA GÖRE TATİL
BURÇLARI DİDİKLEDİK
BURCUNUN KADINI MISIN
BURCUNUZA GÖRE YAŞAM MEKANLARI
TÜRK ASTROLOJİSİ
FENG SHUİ BURÇLARI
2000. YAZIM
YENİ TASARIMIM
ŞABLON YAPIYORUM
YAZILI GİFLER
HALLOWEEN GİFLER
İMZALARINIZ İÇİN USERBARLAR
CALANTHE'NİN DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ
NOT KUTULARI
AVATARLAR


Arkadaşlarım

kizlaricin
bilgilerledolu
gizemliwinx
winxbestebuse
96bloom96
bloomcansubloom
sihirperisi
bloomejderha
bloomcum
nisankiz
buselin
pembeliperi
guneskiz
crazygirl02
tatlikizesra
buketimm
mitanasignora
busembloom
caliskankizzlar
busekizdanbanner
harikawinxler
kucukkelebekler
esraningunlugu
tatlibaby
busras
happyelif
eglenceliodev
winxsizlerle
zuzuu96
renklikelebekhepsici
4perikiz
kristalperisi
buseningunlugu
saripamuk
2cemre
katzchen


Bağlantılarım

* Sanal Dünyam
* Winx Club Dünyam








Eğlence









Image Hosted by ImageShack.us

SATRANÇ ÖĞREN DE GEL

Metin Özdamarlar

11. yüzyılda Avrupa’da şövalye olma şartlarını, mektupla yapılan satranç maçlarını, taşları yiyen bir satranç oyuncusunu, Yavuz Sultan Selim’in mat ettiği şahı, deve üstünde taşsız tahtasız satranç oynayan Arapları, bir turnuvada 10 kilo veren satranç şampiyonunu ve satranca dair en kolay yöntemleri bu kitapta bulacaksınız.

Satrancın harika dünyasına hoş geldiniz!



Bu kitapla;

Dünyanın en eski sporlarından birini öğrenmenin doyumsuz zevkini yaşayacaksınız,

Düzenli satranç oynamanın derslerinizdeki başarıyı arttırdığı öğrenecek ve şok olacaksınız,

Satranç oynadıkça hafızanızın ve zihninizin geliştiğini hissedeceksiniz,

Satranç oynayan bilgisayarları duyunca gözlerinize inanamayacaksınız,

Veee…

Dünya satranç şampiyonları ile tanışacak,

Geleceğin satranç şampiyonu olmak yolunda ilk adımı atacaksınız...

Satranç öğrenmek hiç bu kadar keyifli olmamıştı.

Yorumlarım: Nette gezinirken gördüm. Bende bu kitap yok ama güzele benziyor. Okursanız bana da yazın :)


Tarih: 14:27, Temmuz 9, 2009 Kategori: Kitaplar
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

VANİLYA KOKULU MEKTUPLAR

Sevim Ak

Romanımızın kahramanı Kıymık'ın annesiyle babası ayrılırlar, Kıymık'ı bir süre için anneannesinin yanına bırakırlar. Hayal gücü çok güçlü, şaşırtıcı, değişik bir çocuktur. 'Kıymık Dedektiflik ve Keşif Bürosu'nu kurar. Bir gün evde otururken sevimli postacı Bay Güleryüz, kaç yıl önce ölen dedesine gönderilmiş, hem de tam otuz yıl önce Paris'ten postalanmış bir mektup getirir. Anneannesi, odasında uyumaktadır. Kıymık, merakla açar mektubu. 'Aaaa! Krala Bak' diye başlar mektup. Bir masaldır bu. Mis gibi de pasta kokmaktadır, vanilya kokmaktadır. Daha sonra başka kişilere de vanilya kokulu mektuplar gelecek, her birinden birer masal çıkacaktır. Ancak bu beklenmeyen mektupları kimin gönderdiği anlaşılmaz. Kıymık, bir dedektif olarak bu işin peşine düşer. Göndereni kesinlikle bulmalıdır. Bu beklenmeyen Vanilya Kokulu Mektuplar, okuyanı canlandırıp yaşama bağlamaktadır. Babamın Gözleri Kedi Gözleri kitabıyla tanıyıp sevdiğimiz Sevim Ak'ın yazdığı en güzel kitaplardan biri.

Yorumlarım: Çok güzel bir kitap. İçinde masallar da var. İnsanın hayatına renk katıyor. Bunu Esma'ya almıştık. Ben de okudum ve harika!


Tarih: 21:58, Temmuz 8, 2009 Kategori: Kitaplar
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

SAYI ŞEYTANI

Hans Magnus Enzensberger

Matematik mi? Tanrı korusun! Matematiği düşünmek bile çoğumuz için kabuğuna çekilmeye yeter de artar. Robert için de durum farklı değildir. Ancak bir gece düşünde bir Sayı Şeytanı görür ve tam on iki gece boyunca da bu Sayı Şeytanı o lanet olası sayıların dünyasında öylesine meraklı ve eğlenceli bir oyuna girişir ki Robert'in -ve elbette bu kitabın okurlarının da- kafasındaki bütün karanlık noktalar birer birer aydınlanır. Evet, matematiğin ille de bir öcü olması gerekmez. Almanya'nın önde gelen şair ve düşünürlerinden Hans Magnus Enzensberger bu kez alışılmadık, ama bir o kadar da eğlenceli bir kitap yazmış. Okuru 1+1=2'den başlatıyor ve matematiğin hiç de sanıldığı kadar karmaşık olmayan yollarında dolaştırıyor. Sayı Şeytanı, matematikten ürken, onu anlamadığını düşünen, bir yandan da onun gizlerini keşfetmek isteyenler için vazgeçilmez bir başucu kitabı. Hem eğlendiren, hem öğreten bu kitap, büyük küçük herkes için unutulmaz bir serüvenin kılavuzu olacak.

Yorumlarım: Süper bir kitap. Birkaç kötü kelime dışında süper. Şuan okuyorum. Bir çocuk 12 gece boyunca Sayı Şeytanı'nı görüyor. Okumanızı tavsiye ediyorum. Matematiği kolaylaştırmışlar...

Tarih: 09:16, Temmuz 8, 2009 Kategori: Kitaplar
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

EN SEVDİĞİM KİTAPLARIM

Şimdi sırayla en sevdiğim kitapları yazacağım.
1-Bir Pırıltıdır Yaşamak
2-Cankurtaran Tıp
3-Benim Dedem Bir Tane
4-Ah Ayşecan Ah
5-Mektup Arkadaşları
6-Kamp Arkadaşları
7-Son Kara Kedi
8-Afacanlar Çetesi
9-Yaş On Yedi
10-Arkadaşlar Arasında
11-Bir Genç Kızın Gizli Defteri
12-Kendi Ayakları Üstünde
13-İşte Hayat
14-Adım Adım Hayata
15-Şimdi Düğün Zamanı
16-Sabah Pırıltıları
17-Bu Hayat Sizin
18-Lütfen Beni Anla
19-Yarım Elma Gönül Alma
20-Çikolatalı Masallar
21-Evrene Açılan Gizli Anahtar


Tarih: 09:43, August 4, 2008 Kategori: Kitaplar
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

BEN BİR KİTAPKURDU SEN İSE KİTAPSEVMEZ GİZLİ PUSU

Arkadaşlar bugün kitaplarımı saydım. Tam 731 tane kitabım var. Başlığımda yazan şeyi de ben uydurdum. Peki sizin kaç kitabınız var?


Tarih: 09:00, August 4, 2008 Kategori: Kitaplar
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

ÇITIR ÇITIR FELSEFE DİZİSİ

Arkadaşlar ben Çıtır Çıtır Felsefe adlı bir kitap dizisini aldım. Gerçekten çok hoş kitaplar var. 11 kitaplık bu dizide bizi daha çalışkan, adaletli, iyi ve kötüyü bilen birisi haline getirecek. İşte kitapların adları ve özetleri:

 

İyi ve Kötü

İyi nedir? Kötü nedir? Kötü bir şeyi, kötü olduğunu bal gibi bilsek de yapabilir miyiz? Ya da biri için iyi olan, diğer herkes için iyi midir? Peki, kafede bulduğumuz bir parayı cebimize atmak mı iyidir; kafenin sahibine vermek mi, yoksa ortaya çıkıp, “Kim para kaybetti?” diye bağırmak mı?

 

Adalet ve Haksızlık

İnsanın kendi doğum gününde pastadan herkesin yediğinden daha büyük bir parça alması adil midir? Ya da en iyi arkadaşına pastadan daha büyük bir dilim verince, diğerlerine haksızlık yapmış olur musun? Belki de, büyükler iri dilimler, küçükler minik dilimler almalı! Of, bölüşmek gerçekten çok karmaşık! Yaptığımız doğru mu, yanlış mı, nereden bileceğiz?

 

Gerçekten ve Yalancıktan

Birileri bize sürekli olarak, “Doğru söylemelisin,” ya da “Yalan söylemek çok kötüdür,” der. Yalan söylediğimizde cezalandırılırız. Oysa, her şey bu kadar basit midir? Yalancıktan olduğunu bile bile bir filmi seyrederken ağlayabiliriz. Bazen de, çok sevdiğimiz birini üzmemek için yalan söyleyebiliriz. Gerçek ve yalan arasında seçim yapmak her zaman kolay değildir. Yalan söylemeyip gerçeği açıklamakla, en iyi arkadaşımızı üzmemek arasında kalırsak, ne olacak?

 

Oğlanlar ve Kızlar

Bir bebeğin kız mı erkek mi olduğu ilk duyurulan şeylerden biridir. Erkekler ve kadınlar arasındaki fark, doğanın insanlarda yarattığı en önemli farktır; uzunlar ve kısalar, keller ve saçlılar, zayıflar ve şişmanlar, gençler ve yaşlılar arasındaki farktan çok daha fazla dikkat çekicidir. Doğa, insanlar için iki tür cinsiyet olmasına karar vermiştir: Kızlar ve erkekler. Üç, dört, on ya da bin farklı cinsiyet de olabilirdi. Ya da hiç kimsenin cinsiyeti olmayabilirdi. Belki bir gün kendimizi çoğaltmamız, yani klonlamamız mümkün olacak. Ama bugün, üçüncü bir insanın doğabilmesi için bir kadın ve bir erkek gerekiyor.

 

Güzellik ve Çirkinlik

Masallardaki kötü kalpli cadılar asla güzel değildir ve ne zaman kötü birini çizmek istesek, çirkin birini çizeriz. Oysa, güzelliğin iyilikle, çirkinliğin de kötülükle hiçbir ilişkisi olmadığını biliriz. Peki, neden biri nazik bir şey yaptığında, onun “güzel” bir hareket yaptığını söyleriz de, biri kötü bir şey yaptığında “çirkin” bir hareket yaptığını; hatta o kişinin çirkin olduğunu söyleriz?

 

Bildiklerimiz ve Bilmediklerimiz

Hayatta, vazgeçemeyeceğimiz bilgiler vardır. Konuşmayı, saymayı, okumayı, yazmayı bilmeden normal bir şekilde yaşamak, başkalarıyla iletişim kurmak olanaksızdır. Üstelik, hiçbir şey bilmeden, ilgimizi çeken mesleği ya da sporu nasıl seçebiliriz? Müziğin, resmin, tarihin ilgimizi çekip çekmediğini, yabancı dilleri konuşabilmenin iyi olup olmadığını nasıl bilebiliriz? Ne kadar çok şey bilirsek, o kadar çok seçeneğimiz olur ve çok daha özgür oluruz.

 

Savaş ve Barış

Uzun süre savaş ortamında yaşamamış insanlar, hep birlikte barış içinde yaşamanın doğal olduğuna inanabilirler. Oysa, barışı korumak için, barışın hiç de doğal bir durum olmadığını bilmek ve bunu hiç akıldan çıkarmamak çok önemlidir. Yoksa, onu her an her yerde yeniden kurmak ve savaşın çıkmasını engellemek için çaba göstermeyi unutabiliriz. Barışı kurmak için en doğru anın, hemen şimdi olduğunu da unutabiliriz.

İş ve Para

İş, yapılması zorunlu olduğundan bize çok can sıkıcı gelebilir. Çünkü, zorunlu şeyleri kimse sevmez. Okula gitmek bir iştir, bir zorunluluktur. Eğer, çocuklar okula yalnızca canları istediği günler gitselerdi, buna oyun ya da etkinlik derdik. Evet, tabii ki, çalışmak zordur; ama boşuna değildir. Hayatın kolay, daha rahat ve daha güzel olması için, çalışmanın yarattığı ürünlere ihtiyacımız var. Ve bu ürünleri değiş tokuş etmeye de. Ve paraya da…

 

Özgür Olan ve Olmayan

Özgürlük nedir? Bütün istediklerimizi hiçbir çaba harcamadan elde etmek mi? Tamamen özgür olmak için, akıllıca ve geliştirici seçimler yapmayı bilmemiz gerekir. Ne yazık ki, çocuklar zaman zaman yetişkinler tarafından koyulmuş kurallara karşı gelen seçimler yapar. Oysa, kendi iyilikleri ve güvenlikleri için, onları daha ileriye ve daha yukarıya taşıyacak bazı zorunluluklara uymak zorundadırlar. Böylece, özgürlüğümüzün birazını kaybetmeyi göze almak, çoğu zaman daha büyük bir özgürlük kazanmamızı sağlar.

 

Doğa ve Kirlilik

İnsan, zekâsı sayesinde hayatını kolaylaştıran binlerce şey icat etti. Büyük bir uygarlık yarattı.Ama bunu yaparken, kendini gitgide bütün diğer canlılardan üstün hissetmeye başladı. Doğaya istediği gibi kullanabileceği dev bir depo, her şeyi atabileceği devasa bir çöplük gibi davranmaya başladı. Sonunda insan, kendisinin de doğanın parçası olduğunu, yeryüzünde yaşamları birbirine bağlı canlılardan yalnızca biri olduğunu unuttu.

 

Cesaret ve Korku

Korku olmasaydı, atalarımız tehlikelerden korunamaz, hayatta kalamazlardı. Arabalardan korkmak, sağa sola bakmadan karşıya geçmemizi ya da yolun ortasından yürümemizi engeller. Böylece, korku bizi korur. Ama bazen de, bizi ezmeye, elimizi kolumuzu bağlamaya çalışan bir güce dönüşür. Neyse ki cesaret, korkuyu, harekete geçmemize yarayan bir güce çevirir. Çünkü korku korkaktır; cesaret kendini gösterdiği an geri çekilir.


Tarih: 14:18, Mayıs 18, 2008 Kategori: Kitaplar
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

KİTAPLAR

Arkadaşlar ben bu kitapları okudum sizinde okumanızı tavsiye ederim çabuk davranın stoklarda kalmayabilir!

 

Sevgili salak günlük serisi

Benim dedem bir tane

Babaannem evleniyor

Arthur serisi

Harry Potter serisi

Her güne bir oyun

Sihirli terzi

Prenses okulu serisi

Çocuk kalbi

Sihirli kedi

Sınırsız güç

Herkese her istediğinizi yaptırın

Pastacı abla avukat oldu

Haylazlar Okulu

 


Tarih: 16:48, Ocak 8, 2008 Kategori: Kitaplar
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



Mutluperi2000